MİLLİ YEMİN

Siteye Giris Icin Lutfen Foruma Tiklayin

 
AnasayfaPortalSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Son verilere göre Akepenin ekonomi politikası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kür Şad
Başkan
Başkan
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 20/03/08
Yaş : 30
Nerden : Bursa

MesajKonu: Son verilere göre Akepenin ekonomi politikası   Ptsi Mart 24, 2008 3:40 pm

Türkiye istatistik Kurmunun 2003 baz yıllı verilerine göre,2008 Şubat ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 9,10, ÜFE'de yüzde 8,15 oldu.
Şubat ayı itibariyle 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 8,53, üretici fiyatlarında yüzde 5,94 düzeyinde gerçekleşti
Bu ay her ne kadar artsa da,genel olarak tek haneli düşük rakamlar gözümüze çarpıyor.Peki ama Tüketici Fiyat Endekslerinin bu kadar düşmesine rağmen, vatandaşın satın alma gücünde hiçbir değişiklik olmamasının, hatta daha da kötüleşmesinin, esnafların birer birer kepenk kapatmasının,işçinin her geçen gün daha ağır şartlarda çalışmaya mazur bırakılmasının sebebi yalancılık,dolandırıcılık ve sahte icraatlerdir.Şaşırtıcı ama gerçek bir bilgiyi size yolluyorum.Bu sadece enflasyon rakamlarındaki sahtecilik, aşağıda size işsizlik rakamları, yabancılara toprak satışı hakkında çıkarılan kanundaki yalan dolanları da gönderiyorum.

Devlet İstatistik Enstitüsü'nün enflasyon hesaplaması için fiyatındaki değişmeleri izlediği ürünlerin "tam listesi" aşağıdaki gibidir:

Hortum, yaş pasta, antep fıstığı, leblebi, madlen çikolata, ruj, oje,fanila, iç çamaşırı, cam,musluk, kilit, tül perde, soba borusu, böcek ilacı, çalı süpürge, gündelikçi kadın ücreti, enjektör, yara bandı, gözlük camı, patinaj zinciri, oto pastası, pinpon topu, lego, flüt, spor toto, milli piyango, hamam ücreti, ahtapot (kalamar), karides, balık yumurtası
(havyar), mermer, kireçtaşı,zımpara, yem, ciklet, ispirto, çuval, kereste, cd-kaset,kimyasal maddeler, gübre, barut, dinamit, lastik eldiven, cam yünü, tuğla, alçı, teneke kutu, fişek,oto jantı, korna, elektrik sayacı, tencere, çöp sepeti, ampul, pil, tornavida, kum, dikenli tel, dikiş makinesi, matkap ucu, kadın bağı, kiremit, yapıştırıcılar, mürekkep, kolonya, serum,demir, bakır.

Listede olmayanlar:

Peynir, zeytin, çay, şeker, yumurta, çiçek yağı, zeytin yağı, makarna, helva, bal, reçel, kahve,ekmek, margarin, salça, sucuk, et, süt, pirinç, mercimek, nohut, kuru fasulye, un, bebe bisküvi,meyve suyu, sigara, ekmek, deterjan, çocuk bezi, piknik tüpü, doğal gaz,elektrik, su, telefon,sebze, meyve vs. vs...
Enflasyon konusunda biraz şeffaf davranabiliriz.Zira gelişmekte olan ülkelerde rakamları düşük göstermek için bu tür oyunlar oynanır.Ama kafalara girmesi gereken Akepenin başarılı bir ekonomi politikası izleyemediğidir.

İKİNCİSİ:
SAHTE İŞSİZLİK RAKAMLARI:
TÜİK'e göre 2007 yılında Türkiye genelinde işsiz sayısı önceki yıla göre 38 bin kişi artarak 2 milyon 333 bine yükseldi. İşsizlik oranı ise değişmeyerek yüzde 9.9 düzeyinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 0.2 puanlık azalışla yüzde 11.9, kırsal yerlerde ise 0.4 puanlık artışla yüzde 6.9 oldu
Türkiye İstatistik kurumun hazırladığı rakamlara göre Türkiyedeki işsizlik oranı 9,9 %(2,450,000) fakat gerçek işsizlik 18,7%(4,686,000) dir.
9,9% lik orana , iş aramayan işsizler ve mevsimlik çalışan işçiler dahil edilmemiştir.
Ülkede açlık sınırı 775 YTL ye dayanmıştır.Düşündüğümüzde açlık sınırının altında çalışan ve bu şartta yaşamaya çalışan milyonlarca işçi mevcuttur.
Çoğu işçi ülkede değil Reel ücret artışı,doğru düzgün zam bile alamadan, her yıl daha kötü şartlarda çalışmaya mahkum edilmektedir.

Nedir bu reel ücret artışı?

Reel ücret artışı, ücret artışının, enflasyondan arındırılmış halidir. Mesela siz yılbaşında %10 zam alacaksınız, ancak "sizin enflasyonunuz" da %30. 1.1/1.3=0,85. Yani reel ücretiniz %15 azalmış. Yani alımgücünüz düşmüş. Patrondan zam da talep edemiyorsunuz, çünkü kapıda o düşük ücrete o işi yapmaya hazır bir işsiz ordusu var.

Kısacası enflasyondan daha düşük bir maaş artışı alırsanız, reel ücretiniz düşüyor demektir. Bu, işsizliğin en net göstergesidir.


GELELİM ÜÇÜNCÜSÜNE:

Aşağıda Türkiye Mühendisler Mimarlar Odasi Birliğinin yabancılara toprak satışındaki usulsüzlük hakkında çıkardığı kitapçıktan alıntı yaptım.
Vaktiniz yoksa en azından koyu harfle yazılan örnek kısmı dikkalice okuyunuz...
5444 Sayılı Kanun, 29.12.2005 Son yapılan düzenleme ile Tapu Kanunun 35. maddesinde,
- Yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve süreklinitelikte sınırlı ayni hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektar ile sınırlandırılmış, yüzölçümümiktarını otuz hektara kadar arttırmaya,
- Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı uyruklu şirketlerin sulama, enerji, tarım, maden, sit, inançve kültürel özellikleri nedeni ile korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve faunaözelliği ile korunması gereken alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımındantaşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alanları belirlemeye,
-Yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümünegöre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.
- Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticari şirketler, ancaközel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hakedinebilirler hükmü getirilmiştir. (Özel kanunlar, Doğrudan Yabancı Yatırımcı Kanunu, Turizmi TeşvikKanunu, Petrol Kanunu, Maden Kanunu, Endüstri Bölgeleri Kanunudur.)
5444 Sayılı Kanunun eksiklikleri:
- Kanunun en önemli eksikliklerinden biri, ülkemiz topraklarında korunması gerekli hassas alanlarave kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından stratejik yerlere ait haritalar yapılmadan, arazi yönetimiplanları oluşturulmadan ve taşınmaz bilgi sistemi kurulmadan bu bölgeler ile ilgili düzenleme yapmışolmasıdır. Altyapı çalışmalarının tamamlanmadığı bu alanlarda düzenleme yapılmış olması nedeniyleKanunun birçok maddesi uygulanmamalıdır.
- 2005 yılında yapılan son düzenlemede (5444 Sayılı Kanun) getirilen il yüzölçümünün binde beşisınırlamasının bilimsel olmadığı açıktır. İl yüzölçümünün binde beşi ifadesinin yerine yerleşimalanının binde beşi sınırlaması getirilmelidir. Düzenleme ile getirilen binde beş sınırı şimdidenKilis, Mardin ve Hatay illerinde aşılmıştır.
- Binde beş uygulamasında il yüzölçümünün binde beşi alınarak bir sınırlama getirilmiştir. Ancak ilyüzölçümüne baktığımızda bu alan içerisinde orman alanları, tarım arazileri, sulama alanları gibiçok farklı alanları kapsadığı görülmektedir. Dolayısıyla il yüzölçümünün çok büyük bir bölümüyerleşim alanı değildir. Örneklerle açıklamak gerekirse;

TRABZON 'un,İl yüzölçümü 4685 km2yani 468 500 ha'dır (4 685 000 dönüm).
Bu düzenleme uyarınca binde beşlik alan 2342 ha (23 420 dönüm)olmaktadır.
Diğer taraftan, Trabzon ilinde imar planı yapılmış alan 3063ha'dır (30630 dönüm);
konut ve ticaret alanı ise 1300 ha'dır (130 dönüm)
Konut ve ticaret alanı toplamı 1300 ha (13 000 dönüm) olmasına karşın il yüzölçümü ile sözde sınırlama getirilen alan ise 2250 ha'dır (22 500dönümdür).
MUĞLA'nın, İl yüzölçümü 12 716 km2'dir (1 271 600 ha= 12 716 000 dönüm).Binde beşlik alan 6 350 ha (63 500 dönüm) olmaktadır.
İmar planı alanı ise 1 068 ha'dır (10 680 dönüm).
Muğla il yüzölçümünün binde beşinin Muğla ilinin imar planının yaklaşık altı katı büyüklüğünde olduğu, bu oranın da sadece Muğla Merkez değilneredeyse Muğla ilçelerinin de imar planını kapsadığı görülmektedir.Bu örneklerden görüldüğü gibi, binde beş sınırlaması bilimsel bir ölçüt değildir. Bununla birlikte,5444 Sayılı Kanun ile getirilen 2,5 ha sınırlaması 25 000 m2imar parseli demektir. Bu alanda emsal
ortalama 1.50 alındığında toplam inşaat alanı 37 500 m2'ye karşılık gelmektedir. Bir konut alanı 100 m2alınırsa bu alanda 375 adet konut yapılabilmektedir. 375 konut ortalama 4 kişiden 1500 kişilik bir nüfusdemektir. Özetle, son yasal düzenlemede bir yabancı gerçek kişi yaklaşık olarak 1500 kişinin oturabileceğibir büyüklükte alan satın alma yetkisine sahiptir. Bakanlar Kurulu Kararı ile bu hak 30 hektara yani 300dönüme çıkartıldığında bu rakam 4 500 konut, 18 000 kişilik bir nüfus olarak karşımıza çıkmaktadır. Burakam birçok ilçe nüfusundan fazladır. Bu nedenle, yabancıların mülk ediniminde getirilen sınırlamalardademografik yapının da dikkate alınmadığı görülmektedir.
Bununla birlikte, yabancılar 3 750 konut ve yaklaşık 15 000 kişilik bir nüfusu kendi ülkelerinde, kendiaralarında düzenledikleri devre mülke benzer uygulamalarla birbirlerine kiraya vererek bu nüfus biryıl içerisinde 15 000 kişiden 150 000'lere çıkmaktadır. Üstelik kendi aralarında yapmış oldukları bu ticaretle de Türkiye'deki Turizmi olumsuz yönde etkilemektedirler.Son yapılan düzenlemede belirtilen binde beşlik alan il yüzölçümü içerisinde değerlendirildiğinden;Türkiye genelindeki 152 376 375 dönümlük tarım alanı, 184 846 478 dönümlük orman arazisi de toplam alanda binde beşlik oran içerisinde değerlendirilmektedir.
Demek oluyor ki, yabancı gerçek veya tüzel kişiye toprak satışında hiçbir kısıtlama yok.Kanuna esas veya şekil yönünden itiraz edilse bile kanunlarda geriye yürümezlik hükmü olduğu için yabancıların aldıkları tapuyu elinden hiçbir bahaneyle alamayız.

4.DIŞ BORÇ-GSMH YALANCILIĞI
TOPLAM DIŞ BORÇ STOKU 1999 DA 103,
2002 DE 130,
2006 DA 206
2007 İLK ÇEYREK TE 226 MİLYAR DOLAR.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Son verilere göre Akepenin ekonomi politikası
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ YEMİN :: Güncel Konular :: Haberler-
Buraya geçin: