MİLLİ YEMİN

Siteye Giris Icin Lutfen Foruma Tiklayin

 
AnasayfaPortalSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
asena91
Demirbaş
Demirbaş
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 21/03/08
Yaş : 26
Nerden : BALIKESİR/SUSURLUK

MesajKonu: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   Paz Mart 23, 2008 3:32 am

Vatan Evladına Son Nasihat YA ŞEHİT OL YA GAZİ!
Sonbaharın aysız gecelerinden biriydi. Bulutlar birbiri üzerine yığılmış, hava toprakla bu bulutlar arasında sıkışmış, ağırlaşmış göğüs darlığı çeken insanlar gibi sıcak dalgalarıyla teneffüsü boğucu bir tazyik altına almıştı. Karanlık o kadar yoğun idi ki sakin yıldızlı geceler bu korkunç karanlığa nispetle adeta gündüz sayılabilirdi. Yağmur bardaktan boşanırcasına dökülüyor, şimşekler, gökleri yere indirecek gibi yıkıyor, parçalıyor, güya cenge koşan askerleri top ve bomba bombardımanlarına alıştırmak istiyormuş gibi kulakların zarını patlatacak derecede kesilmeksizin devam ediyor, yıldırımlar birbirine rekabet edercesine zikzaklı ve ateşli hatlar çizerek tesadüf ettiği tabii ve sınaî her tabyayı tahrib ve ihrakta olanca şiddetiyle çalışıyordu.

Tabiatın kıyametten bir numûne olan bu dehşetli hengamesi arasında beşerin kudret ve azmine delil olacak bir askeri faaliyet, bütün intizamıyla, bütün sakinliği ve ihtişamıyla devam ediyor; harekâtına zerre kadar halel getirmeden bir dakikasını bile kaçırmıyordu. Bilecik İstasyonu’nda bir askerî tren harekete âmâde idi, lokomotif istim hazinelerinde fazla geleni keskin bir hışırtıyla semâya savuruyordu, otuz iki vagon birbirine yapışmış, şanlı yolcularını taklid edercesine dizilmişti.

İkinci kampana çalınmış olmalı ki vagonlara inen binen yok. Fakat askerî trenlerin ikinci kampanalarıyla üçüncü kampanaları arasında epeyce zaman geçtiğini biliriz. Sivil yolcu trenlerinin ân-ı hareketini ihtar eden kondüktörlerin “Tamam, tamam” nidaları askerî bir trenin harekete hazır olduğunu itham edemez. O sağdan saydıran, mevcudun adedini anlatan başka bir usule, başka bir ‘tamam’a tâbi olduğundan askerî memurlar bütün mevcudiyetleriyle çalışıyorlar, vazifelerini ikmâle uğraşıyorlardı. Trenin tam karşısında ve kapısı açık kırk beşlik bir vagonun hizasında bir karaltı vardı, oraya mıhlanmış duruyordu. Abdulkadir Kemal bu karaltının ne olduğunu anlamak istemişti, evvela nöbetçidir diye hükmetti. Hakikatte bu bir evlâd-ı vatan bekleyen şefkatli bir anneydi.

Yanına yaklaştığı vakit, vücudu manevi kederlerin büktüğü bellerin rükû şeklini andırır bir şekilde biraz önüne doğru eğilmişti. Elinde bir değnekcik sırtında bağlı bir torba vardı. Karaltı, kendisinin sessiz lisanına ve inleyen kalbine tercüman olan mukaddes bir maksadla canlı bir abide gibi orada kakılmış kalmış bir Türk anasıydı. Yıldırımların salıverdiği kuvvetli projektörlerin aydınlığı sararmış, çizgili çehresini gösterdi. Başındaki örtü ıslanmış, çenesine, şakaklarına akçıl saçlarına yapışmıştı. Şimşek çaktığı her kısa zaman aralığında gözleri vagona yöneliyordu.

Abdulkadir yaklaştı:

- Valide burada ne duruyorsun? Sualiyle aşağıdaki konuşma başladı:

- Şimendiferde asker oğlum var; onu geçirmeye, selametlemeye geldim.

- Oğlun kimdir, nerelidir?

- Söğüt’ün Akgünlü köyünden, Osmancığın ana yatağından Mahmud oğlu Hüseyin...

- Çağırayım mı, görmek istiyor musun?

- Ona bir sözüm var, söyleyecektim. Zahmet olmazsa, sana duâ ederim.

Abdulkadir vagona koştu. Bir künye okudu. Mahmud oğlu Hüseyin, Söğüt. Bir ses:

- Efendim. Benim Mahmud oğlu Hüseyin, Söğüt. Akgünlü’den.

- Gel oğlum, seni anan görmek istiyor.

Delikanlı vagondan atladı. Şimşeğin ışığı altında seçilebilen levendine bir vücud, filiz gibi bir boy, Hüseyin Polat, müheykel gibi hazır ol vaziyetinde sağ el selam ve ihtiram mevkiinde Abdulkadir’in karşısında emre âmâde idi. Beraberce yürüdüler. Muhterem validenin karşısında durdular. Hüseyin anasının elini öptü. Zavallı valide ciğerparesini bir daha kokladı. Dedi ki:

- Hüseyin... Dayın Şıbka’da, baban Dömeke’de ağaların da sekiz ay evvel Çanakkale’de yatıyorlar. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri körlenecekse, sütlerim haram olsun, öl de köye dönme. Yolun Şibka’ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha okumayı unutma! Haydi oğul, Allah yolunu açık etsin.” dedi.

Hüseyin bu sözleri kalbinin en derin ahd ve vefa yerine gömdüğünü îma eden bir saygı ile dinlemişti. Anasını ve Abdulkadir’i selamladı, gitti. Abdulkadir, bu büyük ruhlu kadınla yalnız kalmıştı, sordu:

- Valide demek ki sizin soyun erkekleri hep şehit oldular öyle mi?

- Yalnız bizim soy değil, oğul. Elli yıldır köylü, mezarlığa delikanlı gömemedi. Din dursun da; ko biz hep ölelim.

- Şimdi köyünüzde hiç erkek yok mu?

- Köyümüz bütün erkek dolu.

Bizi beğenemediniz mi, hiçbir işimiz geri kalmadı. Evvelden nasılsak yine öyleyiz, bağrımıza kara taş bağladık düşman mahvoluncaya kadar dayanacağız. Yaradanım bana o günü göstermeden canımı almasın dedi. Abdulkadir bu ulu validenin karşısında donmuş kalmıştı. Dayanamadı, gözlerinden iki iftihar damlası salıverdi ve bir îman ve kanaatle şu sözleri söyleyerek ayrıldı:

Milleti doğuran da ana, yaşatan da. Türk anası hâlâ oradaydı, trenin hareketini bekliyordu.

Harp Mecmuası Sayı: 17, s. 267, 269
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
asena91
Demirbaş
Demirbaş
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 21/03/08
Yaş : 26
Nerden : BALIKESİR/SUSURLUK

MesajKonu: Geri: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   Paz Mart 23, 2008 3:34 am

MEKTUP
Ya işte böyle iki gözüm. Bakıyorum da şunlara, şaşıyorum, canım sıkılıyor, Allah canımı alsın. Zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla, gündelik sevgili değiştiren, aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum. Kızdığım gibi de acıyorum. Bana ne diyemiyorum işte. Takıyorum kafama. Bölüyorum uykularımı. Çünkü bu gençlik bizim, bizim...Anlat diyorsun ya ikide bir, yaralı yüreğimle yaralamak istemezdim seni.Ama sevda ne demek, ama gönül ne demek, vefa ne demek ve ben seni nasıl sevmişim vay vay vay ki vay.Ben, insanların toprakla haşır neşir olduğu, çocuklarına helâl lokma için terlerini toprağa akıtan, eli nasırlı mı nasırlı, yüzü güneş yanığı, gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla buluştuğu; buram buram dert, buram buram hasret, buram buram sevda kokan, hürriyet sevdalısı milyonlarca yiğitten biriyim.Anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana. Ola ki Allah'a, ola ki vatana ve ola ki sevdiklerine ihanet eder diye. Anamın ak ve helal sütünden midir, nedir; vefasızlığın "v"si yoktur kitabımızda. Hele güzelim sevdiğini yarı yolda bırakmak; nankörlüğün ve namertliğin en adisi budur işte.Gönül dersen gönül, yürek dersen yürek, aşk dersen aşk; bırak duygularımı yüreğime, yüreğinde bul kendini! Gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah.18'inde deli taylara benzer kızlarımız. Geçit vermez yüce dağ gibi heybetli, şahin bakışlarında mertlik; ama yufkadır yürekleri. Onlar ki sevdiklerine toprak kadar vefalı, onlar ki sevdiklerine gün gibi, güneş gibi sadık, kardelen çiçekleri kadar sabırlı, ki onlarda iffet , ki onlarda edep. Onlar sevdiler mi başka severler güzelim.21. asırda ne Karacaoğlan'ı,ne Köroğlu'nu,ne de Ferhat'ı aratır yiğitlerimiz. Gönül bu ya; hep ulaşılmaz, erişilmez dallara bağlanır. Çile ise çile, dert ise dert, pes etmek mi asla! Ve yiğitliğin kitabı yazılmaz gülüm. Yiğitlik yürekte saklı, yiğitlik gönülde gizlidir. Yiğitlik sadece bilekte değil.Bizi biz eden, bizi farklı kılan; bu düşüncemiz, bu gönlümüz. Çünkü biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil, Allah'ın bir emanet kuşu bilip, bir ömür boyu aynı yastıkta bir ömür sürmek için severiz.Ben sevdiğime gel dediğim vakit dağları yırtıp gelen, git dediğim vakit; kaşlarını çatmadan,arkasına bakmadan gidendir. Zannetme ki korkudan, edepten, gönülden, sevgiden.İşte güzelim, diyorum ya ikide bir; gönül dersem gönül, yürek dersem yürek, aşk dersem aşk; bırak duygularımı yüreğime, yüreğimde bul kendini!Gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah..!.


MUSTAFA YILDIZDOĞAN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
asena91
Demirbaş
Demirbaş
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 21/03/08
Yaş : 26
Nerden : BALIKESİR/SUSURLUK

MesajKonu: Geri: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   Paz Mart 23, 2008 3:39 am

BAYRAĞIMIZIN ANLAMI
Türk bayrağındaki derin anlam,

Türk Bayrağı rengini şehitlerin kanından, ilhamını da kan gölüne yansıyan ay ve yıldızdan aldığını biliyoruz. Fakat bayrak hakkındaki bu bilgi, bayrağın taşıdığı kutsal anlamı, o anlamdaki sembolizmi, ondaki derinliği ve yüceliği anlatmaya yetermi?

İnsan düşüncesi manevi anlamdaki yücelik kavramı ile maddi anlamdaki yükseklik kavramı arasında bir ilişki bir paralellik kurar. Kutsal saydığı ve saygı duyduğu manevi değeri yüce olanın mekan bakımından da yerinin yüksekte olmasını arzu eder. Onun içindir ki, işlemeli Mushaf (Kur'an-i Kerim) çantasını yükseğe asarız veya kütüphanemizin en üst rafına koyarız. Ezanı yüksek bir yerden yani Minareden okuruz. Ve Bayrağı yüksek bir direğe çekeriz. Çünkü Bayrak, başta milletimizin istiklâl ve hakimiyeti olmak üzere, inandığı ve uğrunda can verdiği ne kadar kutsal değerleri varsa hepsini sembolize eder. Bu anlamda her Bayrak kendi milletine göre kutsaldır.

Bilindiği gibi, genellikle Hıristiyan milletler bayraklarında Haç şeklinde semboller yer almaktadır. Müslüman milletlerde ise Hilal görünmektedir. Haçın anlamı Hazreti İsa (a.s.)nın çarmıha gerilerek haç şeklinde şehit edildiğine inandıkları için Hristiyanlar onu sembol olarak alırlar. Peki ya Hilal? Müslümanlarca sembol olarak kabul edildiğini biliyoruz. Ancak bunun sembolik değeri nereden gelmektedir? Dolunay (Bedir) ayın ondördüncü gecesindeki haliyle daha parlak olmasına rağmen niçin ayın en az ışık verdiği yay şeklindeki zayıf şekil sembol almıştır?

İşte burda Hilal'in gücü burda çıkmaktadır. Çünkü Hilal, Haç gibi doğrudan şekil olarak alınsaydı Dolunay kullanmak daha uygun olurdu. Halbuki Hilal şekli dolayısıyla değil, ismi dolayısıyla sembol olmuştur. Bu anlamı da ALLAH (c.c.) isminden almıştır.

Bilindiği gibi arapça aslında Hilal kelimesinde; 1 ``He, 1 Lam, 1 Elif, ve yine 1 Lam harfleri bulumaktadır. Yani 1 He, 1 Elif ve 2 tane Lam bulunmaktadır. Bu harflerin ebced hesabıyla rakam değeride:

" He

" Lam

" Elif

" Lam

" Toplam Olarak =99
ALLAH (c.c.) kelimeside yine bir Elif, iki Lam ve bir He ile yazılmaktadır. Bu harflerin de değeri yine ebced hesabıyla toplandığında yine 99 raka**nı verir. Her iki kelimede harfler değişmediği için rakam değerleri de değişmiyor. Yani Hilal yazarken ALLAH (c.c.) isminin harflerni kullanıyoruz.

99da Esmaul Hüsnayı temsil eder

Öyleyse bu iki kelimeyi bilhassa sembolik olarak birbirinin yerine kullanmak mümkündür. O halde Bayrak üzerine ALLAH (c.c.) yazacak yerde, aynı ismin eş değerlisi olan Hilali koymak hem anlamlı, hem inançlarımıza daha uygundur. Çünkü inancımıza göre, ALLAH (c.c.)ı sembol olarak bile ifade etmek mümkün değildir. Aksi halde putperestlerin düştüğü hatayı tekrarlamış oluruz. Bu sakıncadan dolayı ALLAH (c.c.) ın zatı ve ismi tenzih edilerek, o ismin harf ve ebcedi bakımından eş değerlisi olan Hilal sembol yapılmıştır. Madem ki sembolik anlam taşıyacaktır o halde Hilal yazmaktansa Hilalin şeklini yapmak arasında hiç fark yoktur. Aksine sembol olarak Hilal şekli daha uygun, daha anlamlıdır. Böylece Hilalin sembol olarak seçilmesinde şu mantık silsilesi görülmektedir:


ALLAH (c.c.) à Hilal (isim) à Hilal (şekil)

ALLAH(c.c.)ın birliği (Tevhid) inancı ve bu inancın La ilahe İllallah (ALLAH (c.c.) tan başka Tanrı yoktur) formulüyle ifade edilen manası böylece Hilal şeklinin içinde sembol olarak ifadesini bulmuştur.

Bilindiği gibi bazı İslam ülkeleri bayrağında, özellikle Suudi Arabistan doğrudan doğruya Kelime-i Tevhidi yazarak sembole gidilmeden bayrağına koymuştur. Ancak birtakım manaların sembol ile ifadesi, sözle ifadesinden daha derin ve anlamlıdır.

Hilalin kucağındaki Yıldız, Hilalde olduğunun aksine doğrudan doğruya şeklinden alınmıştır. Ancak bu şekil yine Arapçe Muhammed yazısının şeklidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin ismi yazıldığı zaman Birinci mim in başı, ha harfinin dirseği, ikinci mim in kıvrımı ve dal harfinin alt ve üst kanadı beş tane çıkıntı meydana getirir. Ve tam bir yıldız şeklini alır. Zaten İslamın şartları da beş tanedir.

Hilal ALLAH (c.c.) inancını, Yıldız Peygambere bağlılığı dile getirir.

ALLAH (c.c.) inancı, Amentü ile bildirilen iman şartlarının temeli olduğu için iman esaslarının hepsi bu sembolle ifadesini bulmuş olur. O zaman Hilal iman şartlarını, yıldız da İslamın şartlarını remz (sembol) olarak dile getirir ki, bayraktaki bu iki sembolle, ay ile yıldızla İslam dini bütün yönleriyle ifade edilmiş olur.

Claude Farrere dilimize Türklerin Manevi Gücü adıyla çevrilen eserinde (s.36) Hilal şekli üzerinde durarak bu şeklin Türklerin hayatında nasıl bir önem taşıdığını anlatmaya çalışır:

En mükemmel gemiler, yarım ay şeklinde amiral gemisinin etrafına sıralanmıştı. Evet yarım ay şeklinde... Ve hilal şekli gerçekten müslüman, gerçekten Türk olan herkesi heyecandan titretmeye yeter!...

diyerek Türk toplumunun hayatında örf ve geleneklerin ne kadar köklü bir yeri olduğunu anlatır. Hilal sadece bayrağımızda değil, kandil geceleri yapılıp dağıtılan ay çöreğindede görülür. Camide ve kışladaki ders nizamı da, Mehter Takımının nöbet vurma sırasında aldığı şekil de hep Hilal şeklidir.


"TÜRKLÜK BEDENİMİZ, İSLAMİYET RUHUMUZDUR. RUHSUZ BEDEN CESET OLUR."


NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE



ALINTI
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
asena91
Demirbaş
Demirbaş
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 21/03/08
Yaş : 26
Nerden : BALIKESİR/SUSURLUK

MesajKonu: Geri: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   Ptsi Mart 24, 2008 10:18 am

NEDEN BABA ?

Yıl
2020
kızım 18,
ben 47 yaşındayım...


'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda
Ay-yıldız varmış neden şimdi
haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?


2 arkadaş okulda tavan arasında eski
bir atlas bulmuştuk, o atlasta
gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye
toprağı imiş, şimdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?


Eskiden her mahallede 1–2 cami varken,
şimdi neden her ilde bir cami
var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey
varmış, günde 5 defa
camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?


Filistinlilerin zamanında topraklarını
parça parça satarak İsrail'in
kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde
okumadınız da, topraklarımızı sattırıp
şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz? Siz atalarınızdan böyle mi
aldınız bu toprakları?
emaneti böyle mi korudunuz? Günden güne topraklarımız satılırken
siz uyuyor muydunuz baba?


Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığını hatırlar
gibiyim şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma
Angel ismini ezanla sen mi
SÖYLEDİN?


Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba?


Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri ye rde
coplayarak demokrasi mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğrettiler sanki


Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan.
Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi
Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmış.
Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba.
Baba hani sizlere kürtlerle Türkler kardeştir demişler,
peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı
devlet kurdular baba?


Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti. O her kimse
1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettiğini
anlayabiliyorken, sizin gençliğiniz
bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız?

Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de
askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin,
hiç mi kanın donmadı baba? Neden hesap sormadınız?
Bunları görmezden gelen yöneticilerden


O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve
sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve
hitabenin sonunda da 'Muhtaç olduğun kudret
damarlarındaki asil kanda mevcuttur' demiş.
Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi
bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız ?

Baba Türkiyeli ne demek? Biz Türk çocuğu değil miyiz?
Soyumuz belli değil mi bizim?
O kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu.
Peki, baba ben neden mutlu değilim?
Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden
söylerdiniz?

Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız.
Kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savaşmış ve
o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan
bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden
o kadar şehit verdiniz?

Hiç mi kitap okumadınız? Hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi
göremediniz ülkemizin peşkeş
çekildiğini? eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde
oturduysanız sizin
o hainlerden ne farkınız kaldı? Allah'ın huzuruna hangi yüzle
çıkacaksınız baba. 'Vatan
sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki
Türklüğünüzden vazgeçtiniz
bari İslam'ın emrine uysaydınız.

Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız
varmış. O marşı yanlızca
körü körüne mi ezberlediniz? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış,
demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön'. Baba ne zaman
titreyeceksiniz? Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan
13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.

Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.'Ya devlet
başa, ya kuzgun
leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir Sütçü İmam yok
muydu aranızda?
Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize
Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba.
Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa
insanlığınızdan utansaydınız baba.
Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa
ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?

HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM ŞEHiT

BUNLARIN SEBEBİ BİR İT OĞLU İT

UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN

OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
asena91
Demirbaş
Demirbaş
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 21/03/08
Yaş : 26
Nerden : BALIKESİR/SUSURLUK

MesajKonu: Geri: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   Ptsi Mart 24, 2008 10:27 am

ÜLKÜCÜ OLMAYIN SAKIN :s
Gençler!

Dünya hizla degisiyor. Dünün modasinda Arnavutçu, Çinci, Rusçu olmak vardir. Bugünün modasi Türk'ü bölmek; Lazci olun, Çerkezci olun, Kürtçü olun...Bakarsiniz size bir sey kalmaz. Gözünüzü dört açin..."Bal" dagitilan yere tasla "at" binilen yere süsle gidin. Ragbet görmek istiyorsaniz üç kagitçi, hayâlî ihracatçi olun; bazan arici, bazan atçi olun!

Ülkücü olmayın sakın!

Stresinizi atmak için Uludaga çikin, kayakçi olun, çifte pasaportlu kaçakçi olun!
Zor islere heveslenmeyin kolayci olun; hergün parti düzenleyip çayci olun.

Ülkücü olmayın sakın!

Dedeniz savas zengini, babaniz vergi kaçakçisi ise, siz de ayni yolda devam edin; vurkaççi olun, kapççi olun.

Ülkücü olmayın sakın!

Ípe un serin uncu, yola tel gerin yüncü olun!
Yumurtlamayan tavuga yem vermeyin, düseni kaldirmayin.
"Ínsanlik yapmak" para kazandirmiyor; fitneci olun, fesatçi olun.
"Kaziyin" kazanin, çalin kazanin, kandirin kazanin; tombalaci olun, barbutçu olun!
Türklükmüs, müslümanlikmis! Ne yapacaksiniz böyle lüzumsuz (!) isleri. "Bir tarla bostan, yan gel Osman" akimina uyun. Kartpostal biriktirin, pul toplayin; pulcu olun, ot'çu olun.
Vatan diskoteklerden kurtarilacaktir; kahvehanelerden yönetilecektir. Nemelazimci olun, hapçi olun, rapçi olun.

Ülkücü olmayın sakın!

Paylasmadan yiyin, ter dökmeden giyin; yutçu olun.
Ülkücülük çile demek, dert demek. "Zehirle pismis as" yemektir. Ülkücülükte en büyük eglence azap çekmektir. Ciliz omuzlariniza bir milletin kaderini yüklerseniz, seyrettiginiz filmden, içtiginiz çaydan, gördügünüz rüyadan tat alamazsiniz.
Ülkücülügün nimeti küfletinden fazla degildir.
Dikenlerle dolu olan bu yolun sonunda bir cennet gizlidir ama, bu cennet dünyayi imtihan alani olarak kabul edenlerin olacaktir.
Bu kadar inançli, bu kadar sabirli ve dayanikli misiniz?

Gençler!

Yasamayi seviyorsaniz hayatçi, zora gelemiyorsaniz "eyvallahçi" olun.

Ülkücü olmayın sakın!
Ülkücü olmayın sakın!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
asena91
Demirbaş
Demirbaş
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 21/03/08
Yaş : 26
Nerden : BALIKESİR/SUSURLUK

MesajKonu: Geri: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   Ptsi Mart 24, 2008 10:28 am

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR
Tarih sahnesine çiktigi andan itibaren haklinin yaninda, haksizin karsisinda olan; serefli bir hayati kendisine sair edinen Türk milleti, asirlar boyunca kendisini yok etmek isteyenlere karsi kiyasiya bir mücadele vermistir. Adalete, insan hak ve hürriyetlerine, ilâhi esaslara bagli bir yönetim uyguluyan Türkler, Íslâmiyet'i kabul etmeleriyle beraber bu dinin en atesli mücahidi olmuslardir.Her kemâlin bir zevali oldigi gibi büyük Türk Milleti'nin kurmus oldugu sanli Osmanli-Türk Devleti, 20. asrin baslarinda yikilmistir.Osmanli-Türk Devleti'ni yikan sebepler asasinda Türk'ün ahlâken zayiflamasi bulundugu gubu Bati ve Dogu devletlerinin entrikalari da vardir.

Türk'ü hem dininden yani Íslâmiyet'ten, hem de milliyetinden yani Türklük'ten uzaklastirma çabalari maalesef meyvesini vermis; özbe öz Müslüman Türk olan insanimiz arasinda "Müslüman degilim" diyenler çiktigi gibi "Türklükte neymis" diyenlerde türemistir.

Elalem kaldirimda gezer gibi uzayda yürürken, tamamen Türk yapimi uzay araçlari yapmisiz gibi kisir tartismalarla vakit geçiriyoruz.Güya müttefikimiz olan ABD yayinladigi haritada Türkiye'nin Güneydogu'sunu Kürdistan olarak gösteriyorken; Yunanli, Ízmir ve Ístanbul'a hâlâ benim diyorken; Gürcü. Dogu Karadeniz'e istahla bakarken; Rus'un sicak denizlere inme hevesi devam ederken, hasili ezeli Türk ve Íslâm düsmanlari kadim Türk yurdu Anadolu'yu parçalamak isterken düsmanlarimizin ekmegine yag sürenleri esefle karsiliyoruz.

"Türk'üz" dememek için olaganüstü çaba sarfeden, buna karsilik Türklüge karsi alenen tavir alan bu zihniyetin belediye baskanligini ypan sayin R.Tayyip Erdogan, Kayseri'de düzenlenen bir toplantida yaptigi konusmada su sözleri sarfedebilmis ve maalesef bu sözler az da olsa alkislanmistir. Íste sayin Erdogan'in insani hayrete düsüren sözlerinden bir bölüm: "Türkiye kimindir? Bunu kavrayamazsak Dogu'da akan kan durmaz. Gazetenin birisi yazmis: <<Türkiye Türklerindir>>. Ahlâksiz bu, hayâsiz bu. Böyle derseniz Türkiye'yi üçe, dörde bölersiniz. Türkiye'de Laz var,Çerkez var, Kürt var, Ermeni var. Böyle saçmalik olmaz. Türkiye, Türkiye'de yasayanlarindir."

Bu sözler bize göre gafletin sinirlarini zorlamaktir. Bunun adi ihanettir, bölücülükür. Sayin Baskan yanlis görüslerini masum bir kiliga büründürmek için yüce dinimiz Íslâmiyet'i kullanmayi ihmal etmiyerek "Íslâm kardesligi" prensibi sakat bir mantikla yorumlamaktadir. Aslinda onlarin bu konulardaki ilk ifadeleri degildir bu. Benzer sözleri basta Genel Baskanlari olmak üzere pek çok defa sarfetmislerdir.Belediye baskan adaylarindan birisinin, "Türkiye Türk'tür, Türk kalacaktir sözü saçmaliktir. Bu ülkede Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar da vardir." dedigini unutmadik!

1040 Dandanakan, 1071 Malazgirt savaslarindan beri bu vatab Türkler'indir.Anadolu'nun her karisi ulu ceddimiz Alparslan Gaziler, Osman Gaziler, Fatih Sultan Mehmetler, Abdülhamidler tarafindan nakis nakis Türklük ve Müslümanlik ruhuyla islanmistir. Atalarimizin kanla suladigi Türkiye bahçesinde ayrik otlarinin yasamlarina asla müsade etmiyecegiz. Bu topraklardan Türk ve Íslâm mühürünü kazimaya hiç kisenin gücü yetmiyecektir. Türkiye'de yasamak istemeyen. AY-Yildiz'li bayragimiza slâm durmayan, Türk'üm demekten utananlar varsa istedikleri diyara gidebilirler.

Türkiye'de Türk olmayanlar bulunabilir. Bu, Türkiye'nin Türkler'in olmasina engel degildir. Nasil ki Almanya'da Alman olmuyanlar, Fransa'da Fransiz olmuyanlar varsa bu ülkelerde hiç kimse "Almanya Almanlar'in degil, Almanya'da yasayanlarindir" deme hakkina sahip degilse, Türkiye'de de hiç kimse "Türkiye Türkler'in degil, Türkiye'de yasayanlarindir" deme hakkina sahip degildir.

Kürt'ü, Çerkez'i, Laz'i azinlik göstermeye yeltenen bu mozaik kafalara diyoruz ki: Bu vatanda Ermeni, Rum, Yahudi'den baska azinlik yoktur. Onlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandasi olarak yeterince rahat yasamaktadirlar. Kürtler, Çerkezler, Lazlar ise bizim öz kardesimizdir. Çanakkale'de koyun koyuna yatanlar Artinler'le, Misonlar'la Mehmetler degil; Trabzonlu Ídrisler, Hakkarili Hasanlar, Ízmirli Aliler, Kayserili Mustafalar, Mehmetlerdir.

Yillardan beri ekmegini yedikleri mahfillerin kilicini sallayan Türk-Íslâm düsmanlarinin Anadolu tapusunu Etiler'e, Frigyalilar'a, Rumlar'a, çikarma çabasina Íslâm adina destek verenleri kiniyor, büyük Türk Milleti'nin hosgörüsü ve sabriyla fazla oynamamalarini tavsiye ediyoruz.

Ne kadar çirpinirlarsa çirpinsinlar "TÜRKÍYE TÜRKLER'ÍNDÍR" ve Cenab-i Allah'in yardimiyla "TÜRKÍYE TÜRK'TÜR, TÜRK KALACAKTIR."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Türk'ün Kolu Bükülmez,Türk'ün Gücü Tükenmez,Bir Kere Kalkan Bayrak Bir Daha Yere İnmez!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Siz hiç böyle bir bayrak gördünüz mü?
» Türk Olarak Doğdum,Türk Olarak Ölürüm
» 'Görünmez' olabilecek miyiz?
» ...ama ekmek satılmadı eskisinden ucuza.Bertolt BRECHT

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ YEMİN :: Kültürel :: Edebiyat :: Şiirler-
Buraya geçin: