MİLLİ YEMİN

Siteye Giris Icin Lutfen Foruma Tiklayin

 
AnasayfaPortalSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TURGUT ÖZALIN HEDEF... BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURACAKTI''''''

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ergenekon
Başkan
Başkan
avatar

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 20/03/08

MesajKonu: TURGUT ÖZALIN HEDEF... BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURACAKTI''''''   Paz Mayıs 04, 2008 2:18 pm

Büyük Türkiye Cumhuriyeti’ni kuracaktı



Özal’ın eşi Semra Hanım, “Son hayali Büyük Türkiye Cumhuriyeti’ni zehirlendiği için gerçekleştiremedi.” iddiasında. Ona göre Özal’ın Köşk’e çıkış sebebi ise Türkiye’nin demokrasiye geçtiğini duyurmaktı.


--------------------------------------------------------------------------------

Semra Özal, Turgut Özal’ın hayat arkadaşı. Aynı yastığa yıllarca baş koydular. Birlikte ağladılar, birlikte güldüler. Semra Hanım için hayatın en acı cilvesi, eşini kaybettiği gündü. Uzun ve yorucu Orta Asya gezisinden döndükten iki gün sonra Cumhurbaşkanı Özal’ın ani ölümü tüm Türkiye’yi yasa boğdu. Tabii en fazla da eşini… Ölümünün ilk günlerinde, Houston’daki doktorların da deyimiyle ‘yaygın tıkanma’ dedi eşinin ölümü için Semra Hanım. Sonra Turgut Bey’in zehirlendiğini dile getirdi her platformda. Vefatından birkaç sene sonra bir Azerbaycanlının İstanbul’daki evlerinin kapısına kadar gelip söylediği, “Özal zehirlendi, zehrini de şunlar hazırladı.” sözleri, Semra Hanım başta olmak üzere Özal ailesinin zihinlerini kurcaladı hep. Sonra o Azeri kayıplara karıştı. Pasaportu ve İstanbul’da biri berber iki kişinin ismini bırakması dışında hiçbir şey bulunamadı.

Semra Özal otopsi istememekle, yakın çalışanları ihmalle suçlandı. Zehirlenme kuşkusu hâlâ ortadan kaldırılamadı. Aradan geçen 14 yılda Semra Özal, şimdi farklı bir noktaya işaret ediyor: “Orta Asya gezisinde önemli anlaşmalar yapıldı. Her şey tamamdı. En son bir de Çin’e gidip, bir hafta on gün içinde Büyük Türk Cumhuriyeti’ni ilân edecekti! Kurulduğunda karşısında kimse duramaz derdi. Benim endişem o zaten. Yani buna mâni olmak için zehirlendi.”

-Efendim, Özal’ın son ziyareti Balkanlar ve Orta Asya idi. Özellikle ikincisi yorucu bir geziydi. Orada yemekten zehirlendi denildi. Geziye atıfla çeşitli şeyler söylendi. Neler yaşandı bu gezide?

Türk cumhuriyetlerine yapılan o gezi çok enteresandı. Aslında o kararı çok evvel verdi. Yani büyük bir Türk Cumhuriyeti kurulması lazım, diyordu. Hep Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar büyük bir Türk gücü olması lazım, Türk cumhuriyeti kurulması gerektiğini söylerdi. Onun için yaptı o seyahati. 12 gün boyunca bütün Türk cumhuriyetlerini gezdik. Orada konuşmalar, anlaşmalar yaptı. Her şey tamamdı. En son Çin’e gidecektik. Belki bir hafta 10 gün sonra… Çin’de ilân edecekti Büyük Türk Cumhuriyeti’ni. Diyordu ki Büyük Türk Cumhuriyeti kurulduğu zaman bunun karşısında hiçbir devlet duramaz. Bütün doğal kaynaklar ve zenginlikler burada. İyi de idare edilirse bunun karşısında kimse duramaz. Ve benim endişem, buna mâni olmak için zehirlendi.

-Türkî cumhuriyetler projesi siyasi bir proje değildi sanırım, ekonomik bir birlik kurmak niyetindeydi…

Tabii ki ekonomik açıdan olacaktı. Ama siyasi olarak da ilân edecekti Türk Cumhuriyeti’ni. Asıl siyasiydi. Büyük Türk Cumhuriyeti, diye.

-Adı da böyle miydi?

Evet, Büyük Türk Cumhuriyeti kurulacaktı.

-Ölüm anını hatırlıyorsunuz. Nasıl fark ettiniz ölümünü spor yaparken?

Hayır, spor yapmadı. Bulgar sanatçının sergisine gitti. Perşembe günü seyahatten dönmüştük. Cuma günü akşamüstü yorgundu. Bir ara indi, imzalar varmış, onları atıp tekrar yukarı çıktı. Dinleneceğim, dedi. Sonra Kaya beyler (Toperi) geldi. İlle bu sergiye gitmemiz lazım dediler. Yorgunum dedi, gidecek halim yok. O kadar ısrar ettiler ki. Ben, gelemem, dedim. Bunu zorla götürdüler. Bir-bir buçuk saat sonra geldi. Ben de o arada yemeğini hazırladım. Yok, dedi bir şey yemeyeceğim. Niye dedim, gene ne yedin oralarda? “Yok, hiçbir şey yemedim. İçki içmiyorum diye bana bir limonata yapmışlar. İşte onu içtim. Başka da hiçbir şey yemedim.” dedi. Ömründe limonata içmezdi, sevmezdi. Peki dedim, sonra biraz dinlendi ve erken yattı. Hiç o kadar erkenden yatmazdı ama ben yorgunluğuna verdim. Yattı.

-Sabah ne oldu?

Sabah kalktı. Duşunu yaptı, tıraş oldu. O arada kahvaltıyı hazırlamıştım. Gittim içeriye. Yatak odasıyla oturma odası arasında küçük bir oda vardır. Orada hem spor aletleri hem sağlık malzemeleri durur. Gittim, kahvaltı hazır demek için. Gelirken biraz yürüyeyim dedi. Sonra yok yok, şimdi yürürsem terlerim yeni duş yaptım, vakit yok dedi. Hazırlanıp İstanbul’a geleceğiz çünkü. Bu arada konuşuyoruz. İşte elbisen, gömleğin hazır dedim. Hangi elbisemi çıkardın, diye sordu. İşte konuşa konuşa yürürken, ben önde o arkada, aniden bir ses duydum. Birdenbire düştü, inanılmaz bir şey. Koştum. Burasından (ağzından kan geliyor) böyle bir şey gelmiş. Baktım atmıyor nabız falan, hiçbir şey yok, gitmişti yani. Bağırınca nöbetçi yaverler koşup geldi. Yukarı kapıda makam arabası vardı. Aşağı kapıdaki ambulansı bile beklemeden kucaklayıp, makam arabasıyla hastaneye götürdüler.

-Köşk’te doktor yok muydu?

Yok. Köşk’ün bahçesinde bir lojmanda var ama o da zaten yokmuş evde. Nöbet 24 saat olması lazım ama yokmuş evde o gün. Tesadüf işte.

-Şimdiye kadar siz, öldürüldüğü iddiasını gündeme getirdiniz hep…

Evet, zehirlendi diyorum. Çünkü biliyorsunuz artık saatli bomba gibi saatli zehirler yapılıyor maalesef. Onlardan biri diye düşünüyorum. Kaya Bey’in iddiasını gördüm geçenlerde. Diyor ki tepsi içinde hepimize gelen bardağı aldı. Evet, ama limonata bir tane. Diğerleri karışık meşrubat. Limonatayı özellikle söylüyorlar. Bunu kendisi de (Özal) söyledi bana.

-Limonata içtim, diyor.

Evet.

KAYIP AZERİ’Yİ BULAMADIK, ADAM BUHAR OLDU

-Turgut Bey limonata içmeye mi zorlanmış?

Yani sizin için özel yaptık. İçki içmiyorsunuz diye verince eline. O da dayanamamış, ayıp olmasın diye içmiş.

-Cumhurbaşkanı bir yere gittiğinde, mutfak da denetlenir, hazırlanan yemekler de…

Olması lazım. Maalesef bizde onların hiçbiri yapılmıyordu. Beraber olduğumuz zamanlarda ya kola ya soda isterdim. Ama gazı kaçarsa sevmiyor, getirin burada açın, derdim. Yanımda açtırırdım. Ama ben olmayınca, işte limonata... Ben olsaydım limonatayı içirmezdim ona.

-Şüphenizi izhar ettiniz mi hiç ölümünden hemen sonra? Bakan arkadaşları var, cumhurbaşkanlığı makamındaki insanlar var, araştırılsın diye, üstüne gidilmedi mi?

Ahmet, Meclis’e gelir gelmez önerge verdi ama gündeme bile almadılar biliyorsunuz.

-Otopsiyi sizin istemediğiniz söyleniyor…

Devlet başkanlarının otopsisinin normalde yapılması lazımmış. Yapmamışlar. Yani bana sorulmuş bir şey yok.

-Kan örneği alınmış. O da kayboluyor…

Kan örneği, evet. Vefatından birkaç sene sonra, ben evde yoktum, kapıya birisi gelmiş. Bir Azerbaycanlı. Demiş ki, Özal zehirlendi. Onun zehri şunlardan hazırlandı, bir şeyler yazmış, tarif etmiş. Ve kendi adını soyadını yazmış. İstanbul’da iki tanıdığım var; biri doktor, biri berber miydi neydi bir şey söylemiş. Hatırlamıyorum. Onların isimlerini, adreslerini yazmış. Anlatmak istediğim şeyler var diyor. Kaldığı oteli bile söylemiş. Bunları duyar duymaz benim koruma Asım’ı yolladım hemen. Koş dedim kaldığı otele, al gel bakalım. Otele gitti. Adam yok. Pasaportunu aldılar adamın. Ondan sonra peşine düştük. Bütün kapılara haber verildi. Kara, deniz, hava… Adam Türkiye sınırları dışına çıkmadı; ama yok. Buhar oldu sanki.

-İsmi neydi?

Yazılı bende hepsi. Bu tanıyorum dediği iki kişiyi aradık. Onlar biz böyle birini tanımıyoruz, dediler. Sonra, bu olayı ben anlattım bir yerde. Bunun üzerine Hacettepe’den Ahmet’i arıyorlar. Bir laborant hanım. Diyor ki işinize yararsa, biz o gün aldığımız kanı sakladık. Özel bir durum olduğu için. Verelim size, diyor. Ertesi gün Ahmet gittiğinde, bugün düştü ve kırıldı diyorlar. O laborant hanım da ortada yok. Arayan hanım da.

-Onu da mı bulamadınız?

Maalesef. Kan da yok, o da…

-Şimdi otopsi yapılsa razı mısınız?

Artık geçti. Rahatsız etmek istemem, bu kadar sene geçmiş aradan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ergenekon
Başkan
Başkan
avatar

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 20/03/08

MesajKonu: NEDEN KOŞKE ÇIKTI   Paz Mayıs 04, 2008 2:19 pm

NEDEN KÖŞK’E ÇIKTI?

Cumhurbaşkanlığı aslında pek kafasında düşündüğü bir şey değildi. Sonradan karar verdi. Sebeplerden bir tanesi şuydu; “Uzun zamandır hep asker cumhurbaşkanı var, artık Türkiye’nin demokrasiye geçtiğini, dünyaya ilan etmemiz lazım. Onun için bir sivil cumhurbaşkanı gelirse, Türkiye’nin de demokrasiye ciddi şekilde geçtiğini dünyaya beyan etmiş oluruz.” dedi. Bu fırsatı kullanma düşüncesindeydi. Ama cumhurbaşkanlığında her şey istediği gibi olmadı. Çünkü o devamlı çalışmaya, bir şeyler yapmaya alışmış bir insan. Orası pek sakin geldi ona. Bir de maalesef partiyi bitirdiler. Gelenler idare edemedi. Türkiye’nin gidişatını kötü gördüğü için, tekrar iş başına gelmek istiyordu.

MESUT YILMAZ HATAYDI

Mesut Yılmaz benim gayretimle seçildi. Daha modern, daha tecrübeli, daha Avrupai bir görünüşü vardı. İyi olur düşüncesindeydim. Fazla konuşmayan biriydi. Ama hiç konuşmuyormuş meğerse. Onu daha uygun gördüm. Ama maalesef yanılmışım. Partiyi bitirdiler. Her gelen Özal ismini silmeye kalktı. Bu büyük bir kompleksin eseri. Böyle yaparak kendilerini bitirdiler. Aday bile olamaz artık.



İCRAATLARIYLA TÜRKİYE’Yİ DEĞİŞTİRDİ

İNSAN HAKLARI

Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Fonu (FAK-FUK-FON) kuruldu. İhtiyaç sahiplerine ayni ve nakdi yardımlara başlandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisi ile Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na kişisel başvuru hakkı tanındı. TBMM’de İnsan Hakları Komisyonu kuruldu. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi tarafından ayrı ayrı hazırlanan “İşkence, Kötü ve Aşağılayıcı Davranışlarla Mücadele Sözleşmesi” imzalandı. Ana dillerini serbestçe konuşabilme hürriyeti sağlandı. Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 163. maddeleri kaldırıldı.

EKONOMİDE SERBEST PİYASA

Her yönüyle dışa açık ekonomik politikaların öngörüldüğü, kamu yatırımlarının kalkınmada öncelikli yöreler dışında münhasıran altyapıya yönlendirildiği bir döneme girildi. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren iktidara gelen hükümetler genel olarak dışa kapalı ekonomik politika uygulamışlar, bu yüzden de sürekli döviz korkusuyla yaşamışlardı. 1930’daki dünya ekonomik krizi nedeniyle geçici olarak sadece üç yıl süre için çıkarılan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu üçer beşer yıllık sürelerle onbeş defa uzatılmış ve nihayet 1969’da daimi hale getirilmişti. 50 yıl boyunca konuşulan ve bir şey yapılmayan bu kanunda gerekli değişiklikler 1984’te yapılarak, Türkiye dünyanın en rahat kambiyo rejimlerinden birine kavuşturuldu.

DÖVİZ VE DIŞ ÖDEMELER DENGESİ

Dünya ekonomisinin ve ticaretinin süratle geliştiği 1950-1980 döneminde dünyada ihracat 33 katına yükselmişken, Türkiye’de ancak 11 katına çıkabilmişti. Oysa dünya ticaretinin yavaşladığı 1980-1988 döneminde dünyada ihracat % 40 artarken, Özal Hükümetlerinin tedbirleri sayesinde Türkiye’de % 300 arttırdı. 1980’de ihracatımız 2,9 milyar dolar iken 1988’de ihracatımız 11,6 milyar dolara yükseldi. İhracatın tarıma dayalı yapısı kırıldı; 1979’da ihracatta sanayi ürünlerinin payı % 35 iken Özal döneminden sonra % 80’e erişti.

GAP

8 milyar dolar (100 trilyon TL) harcama yapıldı, bu projenin en önemli ünitesi olan Atatürk Barajı 4 yılda yerli kaynak, yerli müteahhit ve yerli işçinin emeğiyle tamamlandı.

TURİZM HAMLESİ

420 milyon dolarlık turizm geliri, 1990’da 3,2 milyar dolara yükseldi. Dış müteahhitlik geliri ve yabancı sermaye girişleriyle 1,2 milyar dolarlık döviz rezervi 1991’de 12 milyar dolara yükseldi. Türkiye döviz korkusunu yendi.

ENERJİ YATIRIMLARI

1983 sonunda 7000 MegaWat’lık kurulu kapasite 1990’da 16400 MegaWat’a çıktı. Elektrik ithal eden Türkiye güvenilir ve bol elektrik enerjisi ve ithali imkanına kavuştu. Bütün köy ve mezralara elektrik götürüldü. 800 bin hektar alan sulamaya açıldı, 57 baraj, çok sayıda gölet inşaa edildi.

SAVUNMA SANAYİİ

Yeni kurulan Savunma Sanayii Fonu ve idaresi ile modern araç ve gereçlerin yurtiçinde imal edilmesine başlandı. Bugün Türkiye’de F-16 savaş uçakları, nakliye ve eğitim uçakları, zırhlı araçlar, roket motoru ve yakıtı üretiliyor.

TOPLU KONUT

Toplu Konut Fonu kurularak, 1991 itibariyle 500 bin konut tamamlandı, 300 bin konut inşa halindeydi.

HABERLEŞME

Haberleşmede devrim yapıldı, hatlar dijitalleştirildi. Avrupa’nın birçok ülkesinden daha ileri bir seviyeye gelindi. 1983’te 1,5 milyon olan otomatik hat sayısı 9 milyona çıktı. Bütün köyler telefona kavuştu. Bilgisayar kullanımı yaygınlaştı, faks, araba telefonu, telsiz, çağrı cihazları yaygınlaştı. Cep telefonu teknolojisinin temelleri atıldı.

EKONOMİDEKİ DİĞER REFORMLAR

SPK ve İMKB kuruldu, faizler serbest bırakıldı, vergi sistemi modernleştirildi. KDV uygulamaya kondu. Aşırı gümrük hadleri makul seviyeye indirildi. Türkiye, her malın her yerde bulunduğu bir ülke haline geldi. Yurtdışına çıkışlar serbest hale getirildi. Yabancı sigara ve lüks mallar ithalatındaki yasaklar kaldırılarak kaçakçılık önlendi. Yap-işlet-devret modeli ile otoyollar, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü inşa edildi. Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri yapımına öncelik verildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
TURGUT ÖZALIN HEDEF... BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURACAKTI''''''
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» TURGUT ÖZALIN HEDEF... BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURACAKTI''''''
» REHBER KURAN HEDEF TURAN

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ YEMİN :: Fikirler Bölümü ve Tartışma Alanı :: Fikir Bölümü-
Buraya geçin: